26 Kasım 2016 Cumartesi

Gün Aydın, Ben Karanlık...

Tozlu Raflardan Uyandım Güne

Gözlerim kaşıdım önce, sonra sıcacık yatağımdan kalkıp kalkmamak arasında bir çelişkiye düştüm. Kalkmak zorundaydım, içimi ne ısıtabilir diye düşünürken aklıma kahve geldi. Uyku açan cinsinden, ... Şekersiz bir kahve içmek istedi canım ilk defa, belki de çabucak ayılmak istediğimden ötürüdür.

Her Şeyin Bir Yeri Var!

Uyumanın, uyanmanın, gülmenin ve üzülmenin... Ve bir sürü duygunun hep bir yeri ve hep bir zamanı vardır!

Hepsinin birer anlamı vardır, boş duygular yaşanmaz ya. Öyleyse, sana yaşattığın 'hüzün' duyguları için teşekkür ederim. En azından boş geçmedin, sevincimde de hüznümde de sen vardın. İyi ki vardın' mı denir bilemedim ki şimdi! - İyilik yapmadın ki olasın. O yüzden şimdi 'başka' kollardasın.

Yine görüşelim küçük hanım, kısa kısa ve kesik kesik...

24 Kasım 2016 Perşembe

Günler Adına Neler Oluyor Böyle!

Buz Tutuyor İçim

Heveslerimi bıraktın kursağımda, mevsimleri kestin en soğuğunda.. 

Bu kadar soğuk olmamalıydı, en azından yaşamama izin verseydin. En azından toparlanmama izin verseydin, vermedin. Olmadı be güzelim... Bak ne geldi aklıma, güzelim deyince utanırdın, suratın kıpkırmızı olurdu. Ellerimi yanaklarına götürdüğüm zaman soğuk olurdu. "Gel bir sarılayım da ısınalım" derdim. Sarılacak tek yanım artık kendim kaldım sanırım, elim cebimde gezerim ellerimi ısıtırım.

Beraber ısınmalıydık!

Yapraklarımı Döküyorum Bir Bir

Noluyor böyle?

Günlerim mevsimlerim birden kördüğüm oldu, bir yaz ortasında yaprak dökerek yaşama tutunuyorum. Döküyorum, dökülüyorum ama yürüyorum. Nereye yürüdüğümü beynimin hiç bir noktası zerre kadar bilmiyor.

Bedenim, öyle bir alışmış ki sana sanki dünyaya gelişim sanki doğuşum senin ellerinde, senin gözlerin de ve senin hislerinle başlamış. Sanki öncesi yok, sonrası sendin. Ama niye sana bu kadar bağlanmışken gittin, neden içimi alt üst edip gittin.

Alkol Nasıl Bir Buluş Dimi

Senden öncesinde tadına bakmıştım, çok acıydı... Belki de bir anlamı olmalıydı içmek için, içmesine sebep gerekti sanırım. Senden sonrasında bir daha tadına baktım ki hiç bir acı senin beni bırakmandan daha acı olamazdı sanırım. Nasılda yaktın içimi, seni düşündükçe yudumladığım alkolün tadını almadan bitiyor yerine başkası geliyor. Ama senin yerine başkası gelemiyor.

Çok kısa sürdü bu küçük hanım... Yine görüşelim aksatmayalım olur mu!...

21 Kasım 2016 Pazartesi

Gözyaşlarımı Tutabilir Misin?

Merhabalar Küçük Hanım,

Gözyaşlarımın Eseri Oldunuz, Tebrik Ederim...

Ben, bir şehre yağan gök gürültülü yağmuru gibi döküyorum damla damla yaşlarımı damla damla ömrümü. Hani ömrümüzü beraber yan yana, diz dize ve göz göze çürütecektik. Ben, seninle çürüyecek bir ömre razı gelmiş iken senin bu yaptığına ne sözcükler de ne de aşkın dilinde bir açıklaması bulunamaz. Yok, yani yok öyle bir şey. Sen olmayan bir şeyi bana yaşattın, sen bunu bilmeden yaşattın. Ve ardında harabe olmuş bir şehir bıraktın, farkında değilsin.

Ömür Bitiyor, Zaman Geçiyor...

Vaktin durası da yok geçesi de... Vaktin boş bir diliminde kaldım, sessiz ve çok sessiz. Kalp atışlarımı duyacak şekilde boşluktayım, hiç bu kadar heyecana kapılmamıştım. Sana olan aşkımın heyecanını okumuyorsunuz küçük hanım, sizin beni bıraktığınız koca bir boşluğun heyecanını okuyorsunuz. Ya da okumuyorsunuz.

Bir Aşk Savaşına Kurban Olduk...

Üç günlük dünyada neyin mücadelesiydi bu acaba... Bir gram sevgimizle yetinmeye çalışmaktı gayem, gayemiz. Pardon yanlış oldu, sahi senin 'güneş' kadar hayallerin vardı. Benim ise o hayallerin için yerim yoktu, hatta düşünülmedim bile. Fazlaca küçük ben, fazlaca büyük hayallerinde olamadım. Varsın olsun hayallerinde olmayayım ama bir gün bir yerde hissetmek istiyorum, benim için dökülen bir gram göz yaşını. Varsın yağmurdan gelsin o göz yaşın, ama gelsin.

Bir daha görüşelim küçük hanım, içimdeki kara lekeleri dökmeye ihtiyacım var.