21 Kasım 2016 Pazartesi

Gözyaşlarımı Tutabilir Misin?

Merhabalar Küçük Hanım,

Gözyaşlarımın Eseri Oldunuz, Tebrik Ederim...

Ben, bir şehre yağan gök gürültülü yağmuru gibi döküyorum damla damla yaşlarımı damla damla ömrümü. Hani ömrümüzü beraber yan yana, diz dize ve göz göze çürütecektik. Ben, seninle çürüyecek bir ömre razı gelmiş iken senin bu yaptığına ne sözcükler de ne de aşkın dilinde bir açıklaması bulunamaz. Yok, yani yok öyle bir şey. Sen olmayan bir şeyi bana yaşattın, sen bunu bilmeden yaşattın. Ve ardında harabe olmuş bir şehir bıraktın, farkında değilsin.

Ömür Bitiyor, Zaman Geçiyor...

Vaktin durası da yok geçesi de... Vaktin boş bir diliminde kaldım, sessiz ve çok sessiz. Kalp atışlarımı duyacak şekilde boşluktayım, hiç bu kadar heyecana kapılmamıştım. Sana olan aşkımın heyecanını okumuyorsunuz küçük hanım, sizin beni bıraktığınız koca bir boşluğun heyecanını okuyorsunuz. Ya da okumuyorsunuz.

Bir Aşk Savaşına Kurban Olduk...

Üç günlük dünyada neyin mücadelesiydi bu acaba... Bir gram sevgimizle yetinmeye çalışmaktı gayem, gayemiz. Pardon yanlış oldu, sahi senin 'güneş' kadar hayallerin vardı. Benim ise o hayallerin için yerim yoktu, hatta düşünülmedim bile. Fazlaca küçük ben, fazlaca büyük hayallerinde olamadım. Varsın olsun hayallerinde olmayayım ama bir gün bir yerde hissetmek istiyorum, benim için dökülen bir gram göz yaşını. Varsın yağmurdan gelsin o göz yaşın, ama gelsin.

Bir daha görüşelim küçük hanım, içimdeki kara lekeleri dökmeye ihtiyacım var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder